YENİKÖY ZEYNEL MUHALLEBİCİSİNDE İFTAR

Bugün sizlere yaptığım bir yemeğin tarifini vemek yerine  blogger etkinlik davetine icabet ettiğim hoş bir mekanı anlatacağım.Yeniköy Zeynel Muhallebicisi nde geçtiğimiz hafta eşimle hoş bir akşam gecirdik.Mekanın tarihçesini dinledik.Üçüncü kuşak sahibi Barış Bey’in anlattıkları ile Eski İstanbul’u gözümde canlandırıp yalıların önünde sandallarla satılan dondurmalardan yemeyi bugün kalabalık hayatın  keşmekekeşine tercih edeceğimi farkettim :)
Yeniköy ve civarı zaten tarih kokar bilirsiniz.
Barış Bey dedelerinden emanet aldığı bu işletmeyi tarihinizi unutmanıza izin vermeyecek şekilde dekore etmiş çok da iyi etmiş.
Dedesi Zeynel Bölükbaşı’nın ilk muhallebi kaşığını bize anlatırken eski insaların zerafeti canlanmadı değil gözümüde. Bakır süt güğümleri Eski İstanbul resimleri fotograflayabildiklerim.
Gelelim dükkanın esas hikayesine :)
Dedemiz Zeynel Dede Henüz 7 yaşında iken Yugoslavya’dan İstanbul’a abisi ile göç etmek durumunda kalıyor.İstinye Yeniköy tarafları o zamanlar belki en son  sade ve güzel yaşanılası yerler.Yalıların dışında çok da yaşam alanı bulunmuyor aslında .Ve meraca zengin olduğu için yöre halkı geçimini daha çok hayvancılıkla yapıyor ve tabii süt ve ürünleri ile.
İşte Zeynel dedemiz bu hayvanların sütleri ile evde dövme dondurma yapıp yalılara satarak başlıyor “muhallebicilik” hikayesine.
Yalı sakinleri tarafından dondurması çok beğenilen dedemiz işini büyütüp muhallebiciliğe  dönüştürüyor ve zaman içerisinde bugünki halini alıyor.
Gelelim ne yedik ne tattık ?
                                                     
İftar menüsü tek çeşitle sınırlandırılmamış ve alternatif sunulmuş.Eğer diyet yapıyorsanız ve  ramazanda olsa diyetinize dikkat ediyorsanız diyede alttaki resimde göreceğiniz kalori cetveli ile birlikte kullanılan hammaddenin önemine binaen bir açıklama sunulmuş.
 
  
İftar sofralarının olmazsa olmazı iftariyelik tabağını ve sıcacık servis edilen lezzeti yerinde mercimek çorbasını çok begendiğimi söylemeliyim.
 Ana yemek olarak ben ızgara tavuk but tercih ettim memnunda kaldım.Tavuğun lezzeti ve pişme ayarı tercih sebebiniz olabilir.Mekan olarak zaten beyaz etin sağlığına önem veren bir yer.
Yemekten sonra hangi tatlıyı yiyeceğimiz konusunda biz kararsız kalınca  Barış Bey’in ikramı  ile hepsinden tadma imkanı bulduk.
Sütlü tatlılarla benim aram çok iyidir.Hepsini hemen hemen kendi evde yaptığım lezzetlere yakın buldum.marjiinal olan damak zevkinize uyup uymayacağını bilmediğiniz bir şeyle karşılaşmıyorsunuz.
Aşağıda mandalinalı sorbe ,lezzet şöleni ,ve frambuazlı dondrumayı görüyorsunuz.
Meyveli dondurmalarda süt kullanmıyorlar ve meyvenin kendi suyuyla sorbeyi hazırlıyorlarmış.
Mandalinanın kokusunu alınca tabağı bitirmeden bırakamadık.Barış Bey genç neslin daha çok sorbelere ve lezzet şölenine ilgi duyduğunu ama kendi geleneksel tadlarınıın muhallebiler ve kazandibi olduğunu söylüyor.
 Ve benim favorim :
Çayla birlikte denememiz için getirilen  zencefilli kurabiye ve vişneli muhallebili kadayıf.
Tadına diyecek yoktu.Eşimle kızlarımızı alıp  gittiğimiz sefer tarifini istemeyi düşünüyorum Barış Beyden :)
Üç kattan oluşan mekanın orta katında     küçük aile içi toplantılarınızı iş yemeklerinizi veya doğum günü baby shower gibi organizasyonlarınızı düzenleyeceğiniz kullanışlı bir salon mevcut.
                               
                                                     
Resimleyemediğim bahçesinde iftar ederken,şehrin merkezinde kalabalık İstanbu’lda yemeğinizi yerken kendinizi eski İstanbul sokaklarında gezintiye çıkmış hayal edebilirsiniz.
Bir iki gözlemim daha vardı ki eksiklere dair :
İftar sonrası akşam namazı kılmak için küçük tertip edilmesi gereken bir mekan ve Bahçede de olsa çocuklar için ayrılmış renkli eğlenceli bir çocuk oyun bölümü.Bunlarında zamanla yerini alacağına eminim.
Herşey için teşekkürler Barış Bey.
Ve bu güzel akşamda tanışma fırsatı bulduğum blogger arkadaşlarım Sevil ve Evren !

One comment

Leave a Reply


*